Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, İstanbul Finans Merkezi'nde düzenlenen yılın üçüncü Enflasyon Raporu bilgilendirme toplantısında açıklamalarda bulundu. Sunumun ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Karahan, Türk lirasına yönelik talep ve kısa vadeli sermaye hareketleri konusunda değerlendirmeler yaptı.
Karahan, yılın üçüncü Enflasyon Raporu'nda TCMB'nin yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 28'e yükselttiğini belirtti. Enflasyonun 2027 yılı sonunda yüzde 15'e, 2028 yılı sonunda ise yüzde 9'a düşmesini beklediklerini ifade eden Karahan, orta vadede ise yüzde 5'lik enflasyon hedefinde istikrar sağlanmasının öngörüldüğünü dile getirdi.
132 Milyar Dolarlık "Sıcak Para" Sorusu
Soru-cevap bölümünde Karahan'a, yerli ve yabancı yatırımcıların TL'de tuttukları çok kısa vadeli yatırımların 132 milyar dolara ulaştığı hatırlatılarak, olası bir şok durumunda bu paranın çıkışına yönelik Merkez Bankası'nın hazırlıklarının ne olduğu soruldu. Ayrıca bu seviyenin TCMB'yi yüksek faize bağımlı hale getirip getirmediği de gündeme getirildi.
Karahan, TL'nin payındaki yükselişin risk olarak değerlendirilmesine katılmadığını belirterek, "Bu ülkede yerel paranın payının artmasının risk olarak değerlendirilmesini ben çok anlamakta biraz zorlanıyorum. Finansal sistemi sağlıklı işleyen, ekonomi politikalarına ve yerel paraya güvenin olduğu sürdürülebilir bir ekonomide zaten bu oranın yüksek olması beklenir. Geçmişte düşüktü ama politikalar eşliğinde belli bir noktaya geldik. Bunu bir risk değil, bir başarı unsuru olarak görüyorum." ifadelerini kullandı.
"Türk Lirasının Cazibesi Korunmalı"
Sıkı para politikası döneminde TL'nin yatırımcılar açısından cazip olmasının normal olduğunu söyleyen Karahan, yakın geçmişte yaşanan oynaklıklara dikkat çekti. Karahan, "Türk lirasına güvenin tesis edilmesini oldukça önemli buluyorum ve Türk lirasının cazibesinin de korunması gerektiğini düşünüyorum" dedi.
Net Hata Noksan ve Cari Açık Değerlendirmesi
Net hata noksandaki revizyonların ardından birikimli net çıkışın 20 milyar dolara gerilediğini, cari açıkla birlikte finansman ihtiyacının ise 59 milyar dolara indiğini belirten Karahan, finansman desteğinin krediler ve rezervlerden geldiğini, birikimli doğrudan yatırım girişinin ise net 300 milyon dolara gerilediğini aktardı. Yerli ve yabancı yatırımcıların TL'de tuttuğu çok kısa vadeli "sıcak para"nın uzun süreli yüksek faizle birlikte 132 milyar dolara ulaştığını ve her ay artmaya devam ettiğini vurgulayan Karahan, olası bir "kara kuğu" durumunda veya savaş gibi yeni bir gelişmede bu sıcak paranın çıkması durumunda ne gibi hazırlıklarının olduğunu ve bu seviyedeki sıcak paranın Merkez Bankası'nı yüksek faize bağımlı hale getirip getirmediği sorularına yanıt verdi.
Karahan, yerel paranın payının artmasını risk olarak görmediğini yineledi. "Net hata noksanla ilgili önemli bir revizyon yaptık bugün." diyen Karahan, sözü Başkan Yardımcısı F.H.'a bırakacağını belirtti. Ancak ikinci kısımla ilgili kısa bir değerlendirme yapmak istediğini ekledi. Türk lirasının payının çok fazla artmasının bir risk oluşturduğu yönündeki görüşe katılmadığını ifade eden Karahan, "Açıkçası bu ülkede yerel paranın payının artmasının risk olarak değerlendirilmesini anlamakta biraz zorlanıyorum." dedi. Finansal sistemi sağlıklı işleyen, ekonomi politikalarına ve yerel paraya güvenin olduğu sürdürülebilir bir ekonomide bu oranın yüksek olmasının beklendiğini söyledi. Geçmişte düşük olduğunu ancak politikalarla belli bir noktaya gelindiğini belirten Karahan, bunu bir risk değil, başarı unsuru olarak gördüğünü tekrarladı.
"Türk Lirasının Cazibesi Korunmalı"
Karahan, Türk lirasının sıkı para politikası altında cazip olmasının anlaşılır bir durum olduğunu ve tercih edilmesinin normal olduğunu söyledi. Yakın geçmişte çok fazla oynaklık yaşandığını hatırlatan Karahan, "Dolayısıyla Türk lirasına güvenin tesis edilmesini oldukça önemli buluyorum ve Türk lirasının cazibesinin de korunması gerektiğini düşünüyorum." diye konuştu.
Politika Faizi Değerlendirmesi
Geçen seneden bu yana para politikası faizinin yüzde 50'den yüzde 37'ye geldiğini belirten Karahan, mevcut enflasyona göre oldukça sıkı bir politika izlediklerini ve doğru bir sıkılığı sağladıklarını düşündüklerini ifade etti. Bu süreçte ciddi faiz indirimleri de yapıldığını ekledi.
"TL'nin Payı Azalmadı, Tam Tersine Arttı"
Düşen getiriye rağmen hem algıya yönelik şoklar hem de cari açığı bozabilecek şoklar ile küresel portföy akımlarını etkileyebilecek gelişmeler yaşandığını aktaran Karahan, bütün bu şoklara ve getirinin azalmasına rağmen Türk lirasının payının azalmadığını, tam tersine arttığını gözlemlediklerini söyledi. Bu durumun politikalara olan güvenin arttığını gösterdiğini belirten Karahan, bu gelişmeyi bir risk unsuru değil, bir başarı unsuru olarak değerlendirdiğini yineledi.