Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), ABD ile ilişkilerinde finansal gücünü stratejik bir araç olarak kullanıyor. Abu Dabi merkezli kamu fonları tarafından yönetilen büyük sermaye, teknoloji, yapay zekâ ve enerji alanlarındaki yatırımlar aracılığıyla Washington ile olan bağlarını güçlendiriyor.
Yaklaşık 20 yıl önce ABD limanlarını işletme girişimi siyasi tepkilere yol açan BAE, bugün Microsoft, Nvidia, BlackRock ve OpenAI gibi Amerikan teknoloji sektörünün önde gelen şirketleriyle iş birlikleri yürütüyor. Abu Dabi merkezli egemen varlık fonlarının yönettiği toplam varlıkların yaklaşık 1,7 trilyon dolara ulaşması, BAE'yi dünyanın en büyük kamu sermayesi merkezlerinden biri haline getirmiştir. ADIA, Mubadala, ADQ ve teknoloji odaklı MGX gibi fonlar, bu sermayeyi yalnızca geleneksel finansal yatırımlarda değil, aynı zamanda yapay zekâ, yarı iletkenler, veri merkezleri, enerji ve kritik altyapı gibi ABD'nin Çin ile rekabetinde stratejik öneme sahip sektörlerde değerlendiriyor.
BAE ile ABD arasında geçen yıl açıklanan 10 yıllık yatırım çerçevesi 1,4 trilyon dolar büyüklüğündedir. Bu planın odak noktaları arasında teknoloji, yapay zekâ, yarı iletkenler, enerji ve imalat gibi ABD'nin öncelikli alanları yer alıyor. Özellikle yapay zekâ, BAE yatırımları için dikkat çekici bir alan olarak öne çıkıyor. Abu Dabi destekli MGX, Microsoft ve BlackRock gibi küresel oyuncularla birlikte, büyük veri merkezi ve enerji yatırımlarını hedefleyen yapay zekâ altyapı ortaklıklarında yer alıyor. Nvidia ve OpenAI gibi şirketlerle geliştirilen ilişkiler, BAE'nin petrol sonrası dönemde aradığı konumu gösteriyor. Emirlik, teknoloji ithal eden bir ülke olmaktan çıkarak yeni nesil yapay zekâ altyapısının finansmanını sağlayan önemli sermaye merkezlerinden biri olmayı hedefliyor.
Bu dönüşüm ABD açısından da büyük önem taşıyor. Yapay zekâ alanındaki rekabette ihtiyaç duyulan veri merkezleri, enerji altyapısı ve gelişmiş çiplerin maliyetinin hızla artmasıyla birlikte, Körfez sermayesi Amerikan teknoloji şirketleri için giderek daha önemli bir finansman kaynağı haline geliyor. Finansal yatırımların yanı sıra, BAE bağlantılı yapılar Washington'daki lobi faaliyetleri için son 10 yılda 270 milyon doları aşan bir harcama yapmıştır. Bu süreç, yalnızca klasik lobi şirketleriyle sınırlı kalmamış; Washington'daki düşünce kuruluşları, iş dünyası çevreleri ve karar vericilerle kurulan uzun vadeli ilişkiler, BAE'nin ABD'deki görünürlüğünü ve erişimini artıran ek kanallar oluşturmuştur.
2006'daki Dubai Ports World kriziyle karşılaştırıldığında, BAE'nin ABD'deki konumu önemli ölçüde değişmiştir. O dönemde bir BAE şirketinin Amerikan limanlarını işletmesi engellenirken, bugün Abu Dabi sermayesi ABD'nin en stratejik teknoloji ve altyapı projelerinin finansmanında doğrudan rol oynamaktadır. Ancak, BAE'nin Washington'daki yükselişi tartışmasız ilerlememektedir. Abu Dabi bağlantılı yatırımcıların ABD'de siyasetle yakın ilişkileri bulunan şirketlere yaptığı bazı yatırımlar, çıkar çatışması ve siyasi nüfuz tartışmalarını da beraberinde getirmiştir. Özellikle MGX bağlantılı yatırımcıların Trump ailesiyle ilişkili bir kripto girişimine yaptığı 500 milyon dolarlık yatırım, ABD'de dikkat çekmiştir. Bu durum, yüksek teknoloji ihracatı ve Körfez sermayesinin aynı dönemde gündeme gelmesiyle birlikte Washington'da eleştirilere neden olmuştur.
Genel olarak BAE, petrol gelirlerinden elde ettiği büyük sermayeyi teknoloji ve jeopolitik etkiye dönüştürmektedir. ABD için BAE, artık sadece Körfez'deki bir enerji ve güvenlik ortağı değil; yapay zekâ yarışını finanse edebilecek büyüklükte bir yatırım merkezi konumundadır.