Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, özellikle taraflardan birine yönelik gerçekleştirilecek silahlı bir saldırının tüm taraflara yapılmış sayılması ve ortak savunma mekanizmasının devreye girmesi hükmü nedeniyle tartışmalara neden oldu. Yemen'deki çatışmalar sürerken yapılan anlaşmanın Türkiye'yi önemli yükümlülükler altına sokabileceği belirtiliyor.
Anlaşmaya yönelik "Sünni NATO'su" yorumları yapılsa da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, anlaşmanın hiçbir ülkeyi hedef almadığını vurguladı. İmzacı ülkeler, anlaşmanın diğer ülkelere de açık olduğunu belirtti. Anlaşmaya Mısır'ın katılmaması dikkat çekerken, Suudi Arabistan'ın Mısır'ın katılımına onay vermediği iddia edildi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Mısır'a yapacağı ziyaret öncesinde, anlaşmanın bölgesel etkileri gündemde. Fidan'ın Kahire'de Mısırlı mevkidaşı Bedir Abdülati ile görüşmesi ve Türkiye-Mısır Ortak Planlama Grubu'nun ikinci toplantısına başkanlık etmesi bekleniyor. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi'nin de Fidan'ı kabul etmesi öngörülüyor. Fidan, anlaşmanın ardından yaptığı açıklamada Mısır'ın da anlaşmanın "doğal ortağı" olduğunu ifade etmişti.
Anlaşma, Adnan Menderes döneminde imzalanan ve Soğuk Savaş'ta Sovyetler Birliği'ni çevreleme stratejisinin bir parçası olan Bağdat Paktı ile benzetiliyor. Mekke Anlaşması'nın da İran'ı çevreleme amacı taşıdığı değerlendirmeleri yapılıyor. Prof. Dr. İlhan Uzgel, Türkiye'nin ABD politikalarıyla en uyumlu olduğu dönemler arasında Menderes ve Erdoğan iktidarlarını sayarak, her iki dönemde de ABD'nin Türkiye'den bölgede daha aktif rol üstlenmesini istediğini belirtti. Uzgel, Suudi Arabistan'ın Husilerle çatışması sırasında verilen ortak savunma taahhüdünün Türkiye'yi beklenmedik tehlikelere sürükleyebileceği uyarısında bulundu.
Dr. Öğretim Üyesi Barış Adıbelli, Bağdat Paktı'nın Sovyetler Birliği'ni çevreleme amacını taşıdığını ancak Mekke Anlaşması'nın henüz bir savunma güvenlik örgütü niteliği taşımadığını belirtti. Ancak ortak güvenlik taahhüdünün ittifakı bir savunma örgütüne dönüştürme potansiyeli olduğunu kaydetti. Bölge ülkelerinin ABD'nin kendilerini koruyabileceği inancının zayıfladığını belirten Adıbelli, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın Gazze ve İran savaşlarındaki başarısızlığına dikkat çekerek, üç ülke ittifakının caydırıcılık açısından önemini vurguladı.
Doçent Dr. Merve Suna Özel Özcan, Bağdat Paktı ve Mekke Anlaşması arasında tarihsel ve kurumsal benzerlikler olduğunu ifade etti. Özcan, Mekke Anlaşması'nın, küresel güç dengesinin yeniden şekillendiği ve yeni merkezlerin ortaya çıktığı bir sistemik eşikte kurulduğunu değerlendirdi. Mısır'ın anlaşmaya çekinceli yaklaşmasının nedenleri arasında, Pakistan'ın Hindistan, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile yakın ilişkileri ile Suudi Arabistan'ın Mısır'ın katılımına yönelik çekinceleri gösteriliyor.