🇺🇸 USD 46,23₺ ▲0.05%
🇪🇺 EUR 53,56₺ ▲0.11%
🥇 ALTIN 6.237₺ ▲2.63%
BTC 2,94M₺ ▲1.67%
12 Haziran 2026, Cuma |
Gündem

Gıda Güvenliği Krizi: Yoksulluk Taklit ve Tağşişi, Kirlilik Hastalıkları Tetikliyor

Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Uğur Toprak, Türkiye'deki gıda güvenliği krizinin ekonomik ve çevresel boyutlarını anlattı. Artan enflasyonun taklit ve tağşişi, sanayi atıklarının ise hastalıkları tetiklediğini belirtti. Toprak, denetimlerin yetersizliğine dikkat çekerek sorunun politik bir tercih olduğunu vurguladı.

İmza: Keşfet Haber Gündem Servisi Yayın: 👁 1,906
Gıda Güvenliği Krizi: Yoksulluk Taklit ve Tağşişi, Kirlilik Hastalıkları Tetikliyor

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Toprak, Türkiye'deki gıda güvenliği krizinin yapısal sorunlarını değerlendirdi. Artan enflasyonun bir halk sağlığı krizine dönüştüğünü belirten Toprak, sanayi atıklarının su kaynaklarını kirlettiğini ve denetim eksikliğinin bu tehlikeyi artırdığını vurguladı.

“Ucuzsa Bir Riski Vardır”

Gıda enflasyonundaki yükselişin ve alım gücündeki düşüşün, taklit ve tağşiş (gıda maddelerine zararlı veya yemeğe elverişli olmayan şeylerin katılması) vakalarını artırdığını ifade eden Toprak, “Alım gücü düştükçe, yurttaşın tercihlerini değil, mecburiyetlerini konuşuyoruz. Bu durum, kayıt dışı ve merdiven altı üretimi ile taklit ve tağşişi besleyen en önemli zemin oluşturuyor. Ucuz gıda, içeriği manipüle edilmiş bir üretim modelini işaret eder. Et, süt ve bitkisel yağlarda içerik hileleri yaygınlaşmıştır. Yurttaşlar çoğu zaman bunun farkında olmasa da, alternatiflerinin olmaması en büyük sorundur. ‘Ucuzsa vardır bir riski’ dememiz gereken bir dönemdeyiz. Denetimler, ne sıklık ne de caydırıcılık açısından yeterli değildir. İdari para cezaları, büyük firmalar için artık sadece bir maliyet kalemi haline gelmiştir. Caydırıcılık için tekrarlayan ihlallerde üretimden men, şeffaf veri paylaşımı ve bağımsız denetim mekanizmaları şarttır” dedi.

“Çevre Güvenli Değilse Gıda da Güvenli Değil”

Tarım ve sanayinin iç içe geçtiğini ve çevre kirliliğinin gıda zincirine sızdığını belirten Uğur Toprak, “Çevre kirliliği sadece suyu değil, toprağı, ürünü ve nihayetinde insan sağlığını etkilemektedir. Sanayi atıklarıyla kirlenmiş suyla sulanan tarım alanlarında; ağır metal birikimi, pestisitlerle birleşen kimyasal yük ve toprak verimliliğinde azalma gibi zincirleme etkiler ortaya çıkmaktadır. Bu kirleticiler kolayca temizlenen unsurlar değildir. Tarladan sofraya ulaşan bu yük, kronik hastalıklardan kanser riskine kadar geniş bir yelpazede tehdit oluşturmaktadır. İklim değişikliği ise bu tabloyu daha da ağırlaştırmakta ve gıda güvenliğini yapısal olarak çökerten bir sürece dönüşmektedir. Hava, toprak ve su güvenli değilse gıda da güvenli değildir” diye konuştu.

“Politik Bir Tercih Sonucu”

Gıda güvenliğinin bir tercih değil, kamusal bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Toprak, “Bu sorumluluk, yeterli sayıda ve yetkin gıda mühendisi istihdam edilmeden yerine getirilemez. Tarım ve Orman Bakanlığı, ‘gıda güvenliği otoritesi’ni derhal oluşturmalıdır. Gıda güvenliği; tarladan başlayan, suyla şekillenen, sanayiyle tehdit edilen ve sofrada sonuçlanan bir bütündür. Günümüzde yaşanan kriz; sadece denetim eksikliği değil, politik bir tercih sonucudur. Halkın sağlığını önceleyen bir yaklaşım benimsenmezse, yoksulluk taklit ve tağşişi; kirlilik hastalıkları; denetimsizlik ise güvensizliği üretecektir” ifadelerini kullandı.

İlgili Haberler

📊 Döviz Kurları
🇺🇸 USD
46,2319₺ ▲0.05%
🇪🇺 EUR
53,5561₺ ▲0.11%
🇬🇧 GBP
62,0148₺ ▲0.07%

Hava Durumu

18.7°C
Parçalı bulutlu
Hissedilen
20.1°
Min/Max
19°/27°
Nem
89%

♈ Günün Burçları

12 Haziran 2026