Bu yazı, Midilli'de bulunan Balizade Hasan Bey Camii'nin dört yüzyıllık tarihini ele alan üç bölümlük bir dizinin son bölümüdür. Dizinin önceki iki yazısı, Osmanlı hakimiyetindeki Midilli adasındaki sosyal değişimleri, Balizade Hasan Bey'in kimliğini, adaya bıraktığı vakfı ve yaptırdığı caminin inşa sürecini detaylandırmıştır.
Bir anıtın hikayesi, inşa edildiği günle sınırlı kalmaz; zamanın akışı içinde doğal ve toplumsal gelişmelerden etkilenir. Balizade Hasan Bey Camii'nin geçmişi de bu bağlamda karmaşık bir seyir izlemiştir. Yapının kapısı üzerindeki kitabe, caminin 17. yüzyılın başlarında Midilli eşrafından Balizade Hasan Bey tarafından yaptırıldığını göstermektedir. İlk yazıda 1615 olarak belirtilen yapım tarihi, Osmanlı kaynaklarındaki Hicrî 1030 yılına ve restorasyon sırasındaki yeni değerlendirmelere göre 1620-1621 olarak güncellenmiştir. Bu tarihler, caminin yapımına ilişkin daha doğru bir bilgi sunmaktadır.
Daha sonraki yıllarda, muhtemelen depremler nedeniyle büyük ölçüde yıkılan Balizade Hasan Bey Camii'nin bulunduğu alana, Yunanistan'ın Midilli Eski Eserler Müdürlüğü kayıtlarına göre 1780 yılında yeni bir cami inşa edilmiştir. Ancak bu yeni yapıya ait kitabe sonraki bir depremde kaybolmuş, ilk caminin 1615 tarihli kitabesi ise günümüze ulaşmayı başarmıştır. Zamanla, ilk yaptıran Balizade Hasan Bey'in adı unutulmuş ve cami, restorasyon araştırmalarına kadar “Valide Camii” olarak anılmıştır. Bu durum, caminin kimin mirasıyla ilişkilendirildiği sorusunu akla getirmektedir.
Midilli kaynakları ve günümüze ulaşan vakfiye kayıtları, caminin Huri Hanım ile bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır. Huri Hanım, Midilli Mütesellimi Halil Ağa'nın kızı Ümmü Gülsüm Hanım'ın annesiydi. Ümmü Gülsüm Hanım'ın 1792 tarihli vakfiyesinde, 20.000 kuruş ve gayrimenkul gelirlerinin bir kısmının, annesi Huri Hanım tarafından yaptırılan cami veya camilerin imam ve hatiplerinin ücretlerine ayrıldığı belirtilmiştir. Bu bilgiler, ailenin varlıklı yapısını ve camiye verdikleri önemi göstermektedir.
1990'ların ortasında Midilli'de yaşanan bir olay, caminin tarihiyle ilgili farklı bir boyutu ortaya çıkarmıştır. Kallithea'daki Teknik Meslek Lisesindeki mali yolsuzlukları araştırmak üzere görevlendirilen Yunanistan Hükümeti'nin üç kişilik heyetinden mimar Giorgos Paraskevopoulos, 1974'te bir görevle adaya gönderilmiştir. Faşist Albaylar Cuntası döneminde verilen bu görev, Ermou Caddesi'nin ortasında bulunan harap cami kalıntısının yıkılarak yerine bir yol ve meydan yapılması için teknik rapor hazırlamaktı. Ancak Paraskevopoulos, gördüğü yapının güzelliğinden etkilenerek, bunun bir cami değil eski bir kilise olduğunu belirten ve yıkılmasına gerek olmadığını ifade eden bir rapor hazırlamıştır. Bu durum, geçmişin izlerinin ortadan kaldırılması çabalarına karşı bir duruş sergilemiştir.