Ağustos ayında Avrupa ülkelerinde peş peşe yaşanan ve henüz tam olarak aydınlatılamayan olaylar, dikkatleri Rusya'nın olası sabotaj faaliyetlerine çevirdi. Almanya'da tanımlanamayan İHA'ların görülmesi, İtalya'daki bir mühimmat fabrikasında meydana gelen patlama ve Hollanda'daki rafineri yangınları ile trafo arızaları, bu şüpheleri artırdı.
Emekli Başkonsolos Gülru Gezer, yaşanan olayların doğrudan Rusya tarafından gerçekleştirildiğini kesin olarak söylemenin mümkün olmadığını belirtti. Ancak Gezer, Rusya'nın hibrit savaş tekniklerini en etkin şekilde kullanan ülkelerden biri olduğuna ve bu alana muazzam yatırımlar yaptığına dikkat çekti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de daha önceki yıllarda 21. yüzyılda hibrit savaş yöntemlerine yatırım yapılması gerektiği yönündeki açıklamalarına atıfta bulundu.
Gezer, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlamasından bu yana Avrupa'da benzer olayların yaşandığını hatırlattı. Fransa'da devlet kurumlarının internet sitelerinin hedef alındığını ve Belçika'da NATO tesisleri çevresinde İHA'ların tespit edildiğini belirtti. Gezer, Rusya'nın 'Ben Ukrayna ile değil, NATO ile savaşıyorum' söyleminin, Ukrayna'ya NATO ülkelerinden gelen silah desteğinden kaynaklandığını ifade etti.
Rusya'nın Avrupa Birliği'nin yaptırım kararlarına karşı misilleme mesajları verdiğini de vurgulayan Gezer, Putin'in Avrupa Birliği'nin Rus ticaret gemilerine yönelik denetim kararına 'haydutluk' olarak nitelendirdiği açıklamasına ve ardından gelen olayların zamanlamasına dikkat çekti. Gezer, bu zamanlamanın son derece manidar olduğunu ve Rusya'nın doğrudan hedef alamadığı durumlarda farklı yöntemlere başvurabileceğini değerlendirdi.
Birkaç gün önce sızdırıldığı iddia edilen ABD istihbarat raporlarına da değinen Gezer, bu raporlarda Rusya'nın önümüzdeki sonbahar ve 2029'a kadar NATO'nun birlik ve beraberliğini test etmek amacıyla bir NATO ülkesine saldırı düzenleyebileceği iddialarının yer aldığını söyledi. Gezer, tüm bu verilerin bir araya geldiğinde Rusya'nın bu olayların arkasında olma ihtimalini akla getirdiğini ancak bunun tehlikeli bir tırmanış olduğunu belirtti.
Gezer'e göre Rusya, Avrupa ile ABD arasındaki ilişkilerdeki gerilimlerden de faydalanıyor. ABD'nin İran Savaşı sırasında hava savunma sistemleri ve füze stoklarının önemli bir bölümünü tüketmiş olmasının Rusya için bir avantaj oluşturduğunu söyledi. Bu durumun, Avrupa ve Amerika'nın zayıfladığı bir dönemde Rusya'nın 'beni vurursan ben de seni vururum' mesajını vermesine olanak sağladığını ekledi.
Avrupa ülkelerinin en büyük korkusunun, Rusya'nın Ukrayna'da durmayacağı endişesi olduğunu belirten Gezer, özellikle Baltık ülkeleri ve Polonya'nın kritik bir konumda bulunduğunu ifade etti. Avrupa'nın, Rusya'nın savaşta yeterince yıpratılmaması veya galip gelmesi halinde yeni hamlelerde bulunabileceğinden endişe ettiğini söyledi. Bu bağlamda Danimarka ve Almanya istihbaratlarının daha önceki raporlarına da değinerek, Avrupa'da 'Rusya'yı yeterince yıpratamazsak ve galip gelirse durmayacaktır' düşüncesinin hakim olduğunu belirtti.
Avrupa ülkelerinin Rusya tehdidine karşı savunma sanayilerini ve ordularını güçlendirme çabalarına de değinen Gezer, ancak bu sürecin kısa vadede sonuç vermeyeceğini söyledi. Avrupa Birliği'nin kendi ordusunun bulunmadığını ve ülkelerin NATO çatısı altında hareket ettiğini hatırlatarak, Avrupa ülkelerinin kendi savunma kapasitelerini geliştirmeye çalıştığını ancak bunun zaman alacağını belirtti. Bu noktada Türkiye'nin öneminin arttığını da ekledi.
Gezer, II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa ülkelerinin savunma konusunda büyük ölçüde ABD'ye yaslandığını ifade etti. Birleşik Krallık başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin ordularındaki personel sayısının azaldığına da değindi.