ABD yönetimi, Küba'da rejim değişikliği hedefine yönelik baskılarını artırma yolunda adımlar atıyor. Havana'da elektrik kesintileri protesto edilirken, bir gösterici telefon ışığıyla aydınlatılıyor.
Ekonomik krizle boğuşan Küba'da rejiminin geleceği belirsizliğini koruyor. Ülkede akaryakıt ve dizel sıkıntısı yaşanırken, insani kriz derinleşiyor. İktidarın temel stratejisinin halk üzerindeki baskıyı artırmak olduğu belirtiliyor.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Küba'da rejim değişikliği seçeneğini açıkça dile getiriyor ve askeri müdahale dahil olmak üzere kararlı eylemlerin olabileceği sinyallerini veriyor. Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel Bermudez, 18 Mayıs Pazartesi günü yaptığı açıklamada, bu tür bir girişimin 'hesaplanamaz sonuçları olacak bir kan gölüne' yol açacağı uyarısında bulundu.
Ancak Beyaz Saray'ın, tüm Batı Yarımküre'yi kendi arka bahçesi olarak gördüğü ve geçmişteki başarısız müdahale girişimlerinin (örneğin 1961'deki Domuzlar Körfezi Çıkarması) yarattığı travmalara karşı duyarsız kaldığı gözlemleniyor.
Amerikan tarafındaki tek tereddüt nedeninin, mevcut durumda İran'a odaklanılmış olması olduğu düşünülüyor. Şubat sonu başlayan ve halen devam eden savaş, ABD'de halk desteğinden yoksun. Pazartesi günü yayınlanan New York Times/Siena anketine göre, Amerikalıların yüzde 64'ü çatışmanın başlamasının Donald Trump'ın kötü bir kararı olduğunu düşünüyor. Kritik önemdeki bağımsız seçmenler arasında ise bu oran yüzde 73'e ulaşıyor.
Trump, Pazartesi günü sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, Salı günü askeri operasyonların yeniden başlamasının planlandığını ancak Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'ın talebi üzerine Tahran ile müzakerelere ek bir şans tanımak amacıyla operasyonların askıya alındığını belirtti.