Amerika Birleşik Devletleri, İran'a yönelik şimdiye kadarki en kapsamlı ekonomik yaptırımları yürürlüğe koyduğunu açıkladı. Washington yönetimi, İran'ın ekonomik faaliyetlerini durdurmaya yönelik bir politika izleyeceğini belirtti. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, operasyonu "Ekonomik Sürgün" olarak adlandırırken, İran'ın uluslararası finans sisteminden tamamen dışlanacağını vurguladı. Bu yaptırımların, Çin dahil hiçbir ülkenin ABD'nin yaptırım uygulamalarının üzerinde olmadığını gösterdiği ifade edildi.
Hazine Bakanlığı tarafından hazırlanan listede, nükleer, füze, siber ve petrol sektörlerinde faaliyet gösteren yaklaşık 60 kişi, kurum ve gemi yer alıyor. Dijital varlıklar, teknoloji, altın, havacılık ve denizcilik gibi beş anahtar sektör de doğrudan hedef alındı. Bu ekonomik baskılara ek olarak, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran'ın Amerikan ordusuna karşı askeri bir hamlede bulunması durumunda "kinetik saldırılar" gerçekleştirileceği uyarısında bulundu. Hegseth ayrıca, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünün ABD'de olduğunu iddia etti.
Tahran yönetiminden ABD'nin ekonomik yaptırımlarına sert bir yanıt geldi. İran Ekonomi Bakanı Ali Madanizadeh, bu adımları "ekonomik terör saldırısı" olarak nitelendirerek, ülkesinin savunma pozisyonundan saldırı pozisyonuna geçebileceği mesajını verdi. Madanizadeh, Çin ve Rusya'nın da ABD'nin baskısına boyun eğmeyeceğini ve oyunun kurallarını bildiklerini belirtti. İran Devrim Muhafızları Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Mohebbi ise, İran'ın altyapısının hedef alınması halinde ABD'nin kritik enerji geçiş noktalarına ve hayati çıkarlarına ağır darbeler indirileceğini açıkladı.
Bölgedeki artan tansiyonu düşürmek amacıyla Pakistan devreye girdi. Pakistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Asım Münir, ABD Başkanı Donald Trump ile görüştükten sonra Tahran'a giderek İranlı yetkililerle temaslarda bulundu. Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi'ye göre, görüşmelerde çatışmaların önlenmesi, Hürmüz Boğazı'nın ticarete açılması ve savaş durumunun müzakere yoluyla sonlandırılması gibi konular ele alındı. Taraflar arasında yapıcı bir diyalog zemini oluşturulduğu kaydedildi.