ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İsrail ile Lübnan arasında çatışmaları sona erdirmeyi amaçlayan çerçeve anlaşmayı "barışın başlangıcının başlangıcı" olarak nitelendirdi. Ancak, iki ülke arasındaki gerilimi düşürmeyi hedefleyen bu yeni düzenleme, Lübnan tarafında büyük bir şüphe ve endişeyle karşılandı.
Lübnan'daki Hezbollah grubu ile İsrail ordusu arasındaki çatışmalar, Lübnan topraklarında bir milyondan fazla insanın yerinden edilmesine yol açtı. İsrail ordusu, sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Lübnan'da bir "güvenlik tampon bölgesi" oluşturduğunu duyurdu. Mart ayında İran destekli Hezbollah tarafından İsrail'e yönelik roket saldırılarının gerçekleştirilmesinin ardından çatışmalar şiddetlendi.
Anlaşmanın şartları kapsamında, İsrail birliklerinin Lübnan'dan çekilmesi için Lübnan hükümetinin Hezbollah'ı silahsızlandırması şartı getirildi. Hezbollah lideri Naim Kassem, söz konusu çerçeve anlaşmayı "aşağılayıcı, utanç verici ve egemenliğin teslim edilmesi" olarak tanımlayarak sert tepki gösterdi. Kassem, bu sürecin Lübnan topraklarının İsrail tarafından kalıcı olarak ilhak edilmesine zemin hazırlayabileceğini ileri sürdü.
Anlaşmanın 14 maddeden oluşan içeriğinde yer alan ve tarafların birbirine karşı uluslararası hukuk yoluna başvurmayacağını belirten 13. madde, Lübnanlılar tarafından eleştiriliyor. Bu madde nedeniyle, İsrail saldırılarında evleri ve geçim kaynakları zarar gören sivillerin Uluslararası Ceza Mahkemesi nezdinde tazminat veya hesap sorma haklarının engellenebileceği ifade ediliyor. Öte yandan, bazı gözlemciler anlaşmanın Lübnan'ı İran'ın nüfuz alanından uzaklaştırabileceğini savunuyor.