Rusya, topraklarına yönelik saldırıları artan Ukrayna'yı nükleer silah kullanma tehdidiyle karşı karşıya bıraktı. Ukrayna ordusu, son dönemde Rusya toprakları içindeki hassas noktaları hedef alarak operasyonlarını genişletiyor. Mayıs ayında Moskova ve çevresine yönelik büyük çaplı bir drone saldırısı gerçekleştirildi. Bu saldırılarda Taganrog şehrindeki askeri tesislere yönelik operasyonlarda Tu-142 tipi stratejik uçaklar vuruldu ve bir savaş gemisi hasar gördü.
Bu gelişmelerin ardından Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, Rusya'nın toprak bütünlüğüne yönelik herhangi bir girişimin nükleer silah kullanımını tetikleyebileceği uyarısında bulundu. Ryabkov, Rusya'nın kararlılığının sınanmaması gerektiğini belirtti. Moskova'dan gelen bu sert açıklamalar, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Savunma analistleri, nükleer silah tehdidinin büyük ölçüde psikolojik bir savaş taktiği olarak kullanıldığını değerlendiriyor. Rusya'nın temel amacının, Batılı ülkelerin Ukrayna'ya sağladığı askeri desteği azaltmak ve Ukrayna'yı müzakere masasına oturmaya zorlamak olduğu düşünülüyor. Nükleer bir çatışmanın küresel çapta yaratacağı yıkım ve Rusya'nın en önemli müttefiki olan Çin'in dahi bu tür bir senaryoya karşı çıkması, tehdidin blöf olma ihtimalini güçlendiriyor.
Diğer yandan, Ukrayna'nın Rusya topraklarına yönelik derin operasyonları, Rusya'nın askeri lojistiğine ve iç güvenliğine önemli darbeler vuruyor. Kiev yönetimi, bu saldırılarla hem kendi kamuoyuna moral vermeyi hem de Rus halkına savaşın doğrudan etkilerini hissettirmeyi amaçlıyor. Ryabkov'un açıklamaları, Kremlin'in kendi topraklarında yaşadığı güvenlik açıklarını nükleer söylemlerle örtme çabası olarak da yorumlanıyor. Savaşın gelecekteki seyri, bu karşılıklı hamlelerin askeri bir gözdağı mı yoksa daha büyük bir krizin başlangıcı mı olduğunu belirleyecek.