İngiltere'deki okullarda ırkçı, homofobik ve engelli bireylere yönelik tacizler nedeniyle öğrencilerin okuldan uzaklaştırılmasında (suspension) ciddi bir artış yaşandığı bildirildi. Eğitim uzmanları, bu durumun akran zorbalığıyla mücadele desteğindeki erozyon ve daha geniş toplumsal sorunlarla bağlantılı olduğunu belirtiyor.
2020-21 ile 2024-25 yılları arasında İngiliz okullarında ırkçı tacizle ilişkilendirilen uzaklaştırma sayısı 55.000'i aştı. Eğitim Bakanlığı verilerine göre, aynı dönemde okullarda homofobik veya transfobik taciz 13.000'den fazla, engelli bireylere yönelik taciz ise yaklaşık 1.600 kez kayıt altına alındı.
Eğitim Bakanlığı, bu rakamları 'şok edici' olarak nitelendirdi ve uzman desteği sağlandığını açıkladı. Hükümet verileri, dört yıldan kısa bir sürede ön yargılı taciz vakalarında %68'lik bir artış olduğunu gösteriyor. Okulların her uzaklaştırma için en fazla üç neden kaydedebilmesi nedeniyle, bu rakamlar bireysel olayları değil, farklı taciz biçimlerinin ne sıklıkla gerekçe gösterildiğini ortaya koyuyor.
Bu durumla ilgili olarak, otistik oğlunun intiharının akran zorbalığından kaynaklandığına inanan bir anne, verilerin 'dehşet verici ama şaşırtıcı değil' olduğunu söyledi. S.C.'un annesi K.C., oğlunun yaşadığı engelli bireylere yönelik tacizin, onun ruh halini geri dönülmez şekilde etkilediğini belirtti. Coutts, okulların ve velilerin işbirliği yaparak zorbalıkla mücadele etmesi ve çocukların telefon ile sosyal medya erişiminin kontrol altına alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, öğretmenlere daha fazla destek verilmesi ve velilerin çocuklarının bu tür davranışlarını önlemede daha fazla sorumluluk alması gerektiğini ifade etti.
Eğitim uzmanları, bu artışın nedenleri arasında outreach hizmetlerine yönelik fon kesintileri, sosyal medyanın zararları, kutuplaştırıcı siyaset ve zorunlu öğretmen eğitiminin eksikliğini sıralıyor. Sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve öğretmenler ise ayrımcılığa karşı hoşgörünün azalması, farkındalığın artması ve genel olarak uzaklaştırma kullanımının yükselmesi gibi faktörlere dikkat çekiyor.
Okul ve Kolej Liderleri Birliği (ASCL) Genel Sekreteri Pepe Di'lasio, okulların uzaklaştırmayı yalnızca 'son çare' olarak kullandığını ancak ayrımcı davranışlara tolerans göstermeyeceğini belirtti. Di'lasio, karşılaşılan sorunların büyük toplumsal meseleler olduğunu ve yalnızca sınıfta çözülemeyeceğini ekledi. Öğretmen Sendikası NASUWT'un genel sekreteri Matt Wrack da öğretmen ve öğrencilerin ön yargılı tacize maruz kaldığına dair 'sık sık raporlar' aldıklarını bildirdi. Wrack, daha geniş toplumdaki sorunların okullara yansıdığını belirterek gençleri 'şeytanlaştırmaktan' kaçınılması uyarısında bulundu.
Eşitlik ve İnsan Hakları Komisyonu (EHRC) tarafından yapılan tavsiyelere rağmen, İngiltere'de okulların zorbalık olaylarını kaydetmesi zorunlu değil. Bu nedenle, kapsamlı veri eksikliği bulunuyor. Ancak Eğitim Bakanlığı istatistikleri, öğrencilerin başkalarına tacizde bulunmaları nedeniyle uzaklaştırıldıkları durumların sıklığını gösteriyor. Zorbalıkla Mücadele İttifakı (ABA) direktörü Martha Boateng, hükümet fonlarındaki kesintilerin ve yerel yönetim sözleşmelerinin, okulların zorbalıkla mücadele eğitimi verme yeteneğinde 'gerçek bir azalmaya' yol açtığını belirtti. Show Racism the Red Card (SRTRC) gibi okullarda ırkçılık karşıtı atölyeler düzenleyen kuruluşların da merkezi hükümet hibelerinde kesintiler yaşadığı rapor edildi.