İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in uluslararası alandaki politikaları, ülkesindeki kutuplaşmaya rağmen geniş bir kabul görüyor. Sanchez, küresel siyasetteki güç mücadeleleri, yabancı düşmanlığı, ekolojik geçiş politikalarından uzaklaşma ve feminizmin gerilemesi gibi eğilimlerin arttığı bir dönemde, İspanya'yı farklı bir çizgiye taşıyor.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin ABD Başkanı Donald Trump'a yönelik söylemleri ve birçok ülkenin Stephen Holmes'un tanımladığı 'sırasız hiyerarşi' anlayışını benimsemesi dikkate alındığında, İspanya'nın duruşu dikkat çekiyor. Avrupa'daki sol eğilimli az sayıdaki başbakan arasında yer alan Sanchez, Sosyalist Enternasyonal'in başkanı olarak da görev yapıyor.
Pedro Sanchez, özellikle Gazze'deki gelişmeler konusunda İsrail'in eylemlerini eleştiren Batılı liderlerden biri oldu. Filistin devletini tanıyan Sanchez, İran'a yönelik ABD ve İsrail bombardımanlarına karşı çıktı. Ayrıca, Trump'ın NATO müttefiklerinden talep ettiği savunma harcamalarının GSYİH'nın %5'i hedefini İspanya'nın tutturmayacağını belirtti. Amerikan uçaklarının İran'a gitmek üzere İspanya topraklarındaki ABD ile paylaşılan üsleri kullanmasına da izin vermedi.
17-18 Nisan tarihlerinde Barselona'da düzenlenen ve Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum ile Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva'nın katıldığı 'Global Progressive Mobilisation' zirvesi, Sanchez'in uluslararası popülaritesini artırdı. Göçmenlik politikası da mevcut eğilimlerden ayrışıyor; Sanchez, nisan ortasında büyük çaplı bir göçmenlik düzenlemesi duyurdu. Bu politikaları nedeniyle Donald Trump, Benyamin Netanyahu, Elon Musk ve Fransa'dan Bruno Retailleau gibi isimlerden sert eleştiriler aldı.