Hindistan'da elektrikli araçlere (EV) olan ilgi, Orta Doğu'daki çatışmaların etkisiyle artan yakıt fiyatları karşısında önemli ölçüde yükseldi. Elektrikli otomobil pazarında geçen yıl Mart ayına kadar olan dönemde %25'lik bir büyüme kaydedilirken, EV'ler Hindistan'ın binek otomobil pazarındaki %5'lik eşiği aştı. Bu durum, elektrikli araçların ana akım haline gelme yolunda ilerlediğini gösteriyor.
Hindistan Otomobil Satıcıları Birliği tarafından yapılan açıklamada, geçişin artık sadece yönsel değil, aynı zamanda somut hale geldiği belirtildi. Özellikle bir milyon rupinin (yaklaşık 10.481 ABD Doları) üzerinde fiyat etiketine sahip büyük otomobillerde satışların %10'unun elektrikli olduğu gözlemleniyor. Elektrikli üç tekerlekli araçlar ve motosikletler ise kendi kategorilerindeki satışların sırasıyla %30 ve %15'inden fazlasını oluşturuyor.
Son aylarda, özellikle Orta Doğu'daki çatışmaların etkisiyle petrol fiyatlarındaki %50'lik artış ve devlet destekli akaryakıt satış noktalarının pompa fiyatlarını yükseltmesiyle, elektrikli otomobillere olan talep arttı. Hindistan, petrol ihtiyacının yaklaşık %90'ını ithal ediyor. Başbakan Narendra Modi, yakıt tasarrufu amacıyla araç paylaşımı, toplu taşıma kullanımı ve evden çalışma çağrısında bulundu.
Nomura analistleri, bu mevcut belirsizliklerin ve yüksek yakıt fiyatlarının, elektrikli araçlerin kullanımını güçlendiren ek bir etken olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte, önümüzdeki nisan ayından itibaren yürürlüğe girecek olan ve Mart 2032'ye kadar devam edecek olan CAFE-3 düzenlemeleri gibi uzun vadeli faktörler de alıcı ilgisini artırıyor.
Bernstein analistleri Venugopal Garre ve Param Shah'a göre, bu düzenlemeler karbon emisyonlarını 2032 yılına kadar %33 oranında azaltmayı hedefliyor. Mevcut durumda toplanmayan cezaların CAFE-3 ile tahsil edilmesi ihtimali, elektrikli araçlerin benimsenmesini teşvik edecek. Ayrıca, Delhi gibi bazı şehirlerde geleneksel içten yanmalı motorlu araçların kullanımının aşamalı olarak kaldırılmasına yönelik politikalar da bu geçişi hızlandırıyor.
Nomura, yeni model lansmanları ve olumlu düzenlemeler sayesinde Hindistan'ın binek otomobil pazarında elektrikli araç penetrasyonunun 2030 yılına kadar %9'a ulaşmasını bekliyor. İki tekerlekli araç segmentinde de uygun fiyatlı yeni modellerin piyasaya sürülmesiyle talep artışı öngörülüyor. Üç tekerlekli elektrikli araçların ise 2030 yılına kadar benzinli modelleri geride bırakması bekleniyor.
Ancak, bu olumlu gelişmelere rağmen Hindistan, elektrikli araç kullanımında küresel ekonomilerin gerisinde kalıyor. Çin'de binek otomobil pazarında elektrikli araçların payı 2020'de %5,7 iken geçen yıl %53,3'e yükseldi. Avrupa Birliği'nde bu oran %20, ABD'de ise %8 seviyesinde bulunuyor.
En büyük zorluklardan biri şarj altyapısıdır. Son üç yılda halka açık şarj istasyonlarının sayısı 2.000'den 10.000'in üzerine çıkmış olsa da, altyapı bölgeler arasında dengesiz dağılmış durumda ve Hindistan'ın 28 eyaletinin sadece dördü şarj istasyonlarının %50'sinden fazlasına sahip. Çin'in 20 milyon halka açık şarj noktasına karşılık Hindistan'ın 10.000 şarj noktası olması dikkat çekicidir. Bu durum, şarj sınırlamaları nedeniyle tüketiciler için önemli bir caydırıcı faktör olan "menzil kaygısı"nı artırıyor.
Yerel tedarik zincirindeki eksiklikler de analistler için önemli bir endişe kaynağıdır. Hindistan, batarya üretiminde kullanılan nadir toprak elementleri için küresel tedarike büyük ölçüde bağımlı. Çin'in lityum ve kobalt rafinasyonunun %70-80'ini ve nadir toprak ayrıştırmasının yaklaşık %90'ını kontrol etmesi, bu geçişin jeopolitik risklerini artırıyor.