Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), “Hürmüz krizi sonrası enerji mimarisi ve Türkiye” başlıklı bir rapor yayımladı. Raporda, Hürmüz Boğazı'nın enerji akışındaki kritik rolü ve alternatif güzergahlar değerlendirildi.
Raporda, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla küresel enerji akışında yaşanan kesintilerin geniş bir alanda zincirleme sonuçlar doğurduğu belirtildi. Boğazın yeniden açılması durumunda bile enerji akışının eski seviyesine dönmesinin zaman alacağı ve küresel enerji mimarisinin stratejik geçitlere olan aşırı bağımlılığının yönetilemez hale geldiği vurgulandı.
Alternatif enerji güzergahları olarak Doğu-Batı, Füceyre, SUMED, Irak-Suudi Arabistan, Eilat-Aşkelon ve Kerkük-Yumurtalık boru hatlarının sınırlı kapasiteye sahip olduğu ve çoğunlukla ham petrol taşıdığı kaydedildi. Doğalgaz hatlarının da Hürmüz'ü ikame edemeyeceği, daha çok tampon işlevi göreceği değerlendirmesi yapıldı.
Raporda, “Mesele yalnızca yeni güzergâhlar oluşturmak değil, yoğunlaşmanın kendisini yönetebilmektir. Enerji akışlarının tekil geçitlere, sınırlı sayıda altyapıya ve belirli üretim merkezlerine aşırı bağımlı olmaktan çıkarılması, yani mevcut yapının yalnızca iyileştirilmesi değil, belirli ölçüde yeniden tasarlanmasıdır” denildi.
Türkiye'nin, Asya ve Avrupa'yı birbirine bağlayan konumu, mevcut boru hattı deneyimi, Ceyhan başta olmak üzere enerji altyapısı ve NATO şemsiyesinin sunduğu güvenlik zeminiyle yeni enerji mimarisinde öne çıkan seçeneklerden biri olduğu belirtildi. Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı'na ev sahipliği yapması ve TANAP üzerinden Azeri gazının Avrupa'ya taşınmasındaki rolüyle Türkiye'nin bölgesel enerji projelerinde deneyimli bir ortak olduğu vurgulandı.
Orta Koridor'un, farklı kaynakları farklı hatlar üzerinden birbirine bağlayan ve kesintilere rağmen çalışabilen bir enerji mimarisinin temelini oluşturduğu ifade edildi. Bu yapının verimlilikten ziyade dayanıklılığı öncelediği belirtilerek, amaçlarının en kısa yol değil, kesintisiz ve alternatiflerle desteklenen bir sistem kurmak olduğu kaydedildi.
Petrol için Kazakistan vurgusu yapılan raporda, Kazak petrolünün Hazar ve karasal hatlar üzerinden Türkiye'ye ulaştırılmasını ve buradan çoklu çıkış noktalarına yönlendirilmesini içeren çok katmanlı bir sistem önerildi. Kazakistan ile Azerbaycan arasında kurulacak bir boru hattının, petrolü doğrudan BTC sistemine bağlayarak Karadeniz'deki CPC hattına olan bağımlılığı azaltacağı belirtildi.
Doğalgaz için ise Azerbaycan ve Türkmenistan'ın Avrupa Birliği'nin gaz ihtiyacının daha istikrarlı ve çeşitlendirilmiş bir şekilde karşılanmasında öne çıkan aktörler olduğu vurgulandı. Türkmenistan gazının Hazar üzerinden Azerbaycan'a ulaştırılmasının sistemin ilk ve en kritik adımı olduğu belirtildi.