Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Çin'e yaptığı resmi ziyarette Cumhurbaşkanı Xi Jinping tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Dokuz yıl aradan sonra gerçekleşen bu ziyaret, iki süper güç arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.
Xi Jinping, Trump'ı Tiananmen Meydanı'ndaki Halkın Büyük Salonu'nda askeri törenle karşıladı. Törende Amerikan milli marşı çalındı ve top atışı yapıldı. Trump, kendisini selamlayan okul çocuklarına el sallayarak karşılık verdi. İki liderin tokalaşması sırasında Trump'ın Xi'nin koluna dokunması dikkat çekti. Trump, ev sahibi için övgü dolu sözler sarf ederek, "Harika bir lider olduğunuzu herkese söylüyorum" dedi. Çin'in tarihi mekanlarını gezen Trump, ülkenin güzelliğini de vurguladı.
Bu sıcak karşılamaya rağmen, Trump'ın Çin'e yönelik geçmişteki sert söylemleri akıllarda. Trump, seçim kampanyası sırasında Çin'in ABD'ye zarar verdiğini belirtmiş ve COVID-19 pandemisini "Çin virüsü" olarak adlandırmıştı. İki ülke arasında yaşanan ticaret savaşları sırasında karşılıklı olarak uygulanan gümrük vergileri %100'ü aşmıştı. Mevcut ziyaretin ana gündem maddelerinden biri, bu ticaret savaşının geleceği ve varılacak olası anlaşmalar.
Ziyaretin diğer önemli konuları arasında İran ve Tayvan yer alıyor. ABD, Çin'in İran ile olası bir barış müzakerelerinde arabuluculuk yapmasını umuyor. Tayvan ise Çin'in kendi toprağı olarak gördüğü, ABD'nin ise müttefiki olarak desteklediği özerk bir bölge. Bu konudaki gerilimlerin ziyarette nasıl ele alınacağı merak ediliyor.
Çin, Trump'ı ağırlayarak dünyaya açık kapı politikası mesajı verirken, Xi Jinping de devlet medyası aracılığıyla Tayvan konusundaki hassasiyetlerini dile getirdi. Bu ziyaret, sadece Trump ve beraberindeki iş insanları için değil, aynı zamanda küresel çapta Çin'in artan gücünü gösterme amacı da taşıyor. Uzmanlar, Çin'in küresel sahnede ABD'ye rakip konumuna geldiğini ve Pekin'in ikinci bir dünya başkenti olarak yükseldiğini belirtiyor.
Xi Jinping, kendisini istikrarlı bir küresel lider olarak konumlandırırken, Trump'ın değişken politikalarına karşı bir denge unsuru olmayı hedefliyor. Çin ekonomisinin büyüklüğü göz önüne alındığında, birçok dünya lideri de Pekin ile iş anlaşmaları yapmak üzere temaslarda bulunuyor. Çin'in küresel ticaretteki payı ve teknolojik üstünlüğü, ABD'nin ve müttefiklerinin bağımlılığını artırıyor.
İran krizi, Çin'e müzakerelerde avantaj sağlayabilir. Hormuz Boğazı'ndaki gelişmelerin küresel ekonomiyi etkilemesiyle Trump'ın, nakliye koridorunun yeniden açılması için Çin'den yardım istemesi bekleniyor. Çin ve İran arasındaki köklü ilişki ve Çin'in İran'ın en büyük ticaret ortağı olması, Xi Jinping'e müzakerelerde ek bir kaldıraç sağlıyor.