🇺🇸 USD 45,43₺ ▲0.20%
🇪🇺 EUR 53,37₺ ▲0.18%
🥇 ALTIN 6.867₺ ▼0.02%
BTC 3,63M₺ ▼1.43%
14 Mayıs 2026, Perşembe |
Gündem

Çiftçi Vurgusu: Tarımın Güvencesi Olarak Görülen Üretici

14 Mayıs 2026, 08:25 Editör
Paylaş:
Çiftçi Vurgusu: Tarımın Güvencesi Olarak Görülen Üretici

Gıda krizi ve ekonomik dalgalanmaların ortasında çiftçinin önemi vurgulanıyor. Uzmanlar, tarımda kamucu yaklaşım ve çiftçiyi destekleyen politikaların gerekliliğini belirtiyor.

Gıda krizinin küresel ölçekte etkisini artırmasıyla tarımsal üretimin stratejik önemi daha fazla hissediliyor. Tarımsal üretimin merkezinde yer alan çiftçinin rolü büyük önem taşıyor. Muğla Planlama Ajansı (MUPA) Başkanı Tansu Özcan, tarımın gerçek gücünün toprakta değil, toprağı işleyen insanlarda olduğunu belirtti. Özcan, “Çiftçi varsa üretim vardır, üretim varsa hayat devam eder. Nasıl ki kalp durduğunda bir beden yaşamını sürdüremezse üreticinin güç kaybettiği bir tarım sistemi de sürdürülebilirliğini koruyamaz” uyarısında bulundu.

Son yıllarda iklim koşulları, kuraklık riski, artan maliyetler ve su kaynakları üzerindeki baskı, üretim süreçlerini zorlaştırıyor. TÜİK'in 2025 verilerine göre tahıl üretiminde yüzde 12.3, meyve üretiminde yüzde 30.9 ve zeytin üretiminde yüzde 34.7 oranında düşüş yaşandı. Bu zorlu koşullara rağmen üretmeye devam eden çiftçilerin, toplum için büyük bir sorumluluk üstlendiği ifade edildi.

Özcan, çiftçinin tarımın merkezine konulması gerektiğini vurgulayarak, üreticiyi destekleyen, suyu ve toprağı koruyan, teknolojiye erişimi artıran ve gençlerin kırsalda kalmasını teşvik eden politikaların önemine dikkat çekti. Çiftçiye sahip çıkmanın, ülkenin geleceğine sahip çıkmak anlamına geldiği belirtildi.

Çukurova Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Burak Öztornacı ise, tarımın ulusal güvenlik ve toplumsal refahın omurgası olduğunu hatırlattı. Modern gıda rejiminin tarımı ticari bir faaliyet olarak görme eğiliminde olduğunu ancak gelinen noktada tarıma kamucu yaklaşımın bir zorunluluk olduğunun açıkça görüldüğünü söyledi. Öztornacı, piyasa mekanizmalarının yetersiz kaldığını ve kamusal müdahalenin ekolojik dengeyi korumada merkezi bir rol oynaması gerektiğini belirtti. Gıda enflasyonunun bedelini en ağır şekilde ödeyenlerin, küresel tedarik zincirlerindeki en zayıf halka olan çiftçiler olduğunu tespit etti.

Tarımın öznesi olan çiftçinin durumunun, kırsal yaşamın sürdürülebilirliği üzerinden de ele alınması gerektiğini vurgulayan Öztornacı, çiftçiliğin artan yaş ortalaması ve genç nüfusun tarımdan uzaklaşmasıyla ciddi bir kuşak kriziyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Çiftçinin üretimden vazgeçmesinin, yerel bilginin ve biyolojik çeşitliliğin de yok olması anlamına geldiğini belirtti.

Öztornacı, mevcut sistemin riskleri çiftçinin omuzlarına yükleyerek üreticiyi borç sarmalına ittiğini ve mülksüzleşme riskini artırdığını söyledi. Kamucu bir yaklaşımın, çiftçiyi ekosistemin koruyucusu ve gıda arzının garantörü olarak konumlandırması gerektiğini belirtti. Küçük üreticiyi korumak, kooperatifleşmeyi teşvik etmek ve girdi maliyetlerini sübvanse edecek devlet destekli bir üretim planlamasının zorunlu olduğunu ifade etti. Dijital dönüşümün köylere kadar ulaşabilmesi için kamu eliyle yönetilen bir altyapı desteğinin gerekliliğini vurguladı.

Devletin piyasayı düzenleyici ve denetleyici rolünü aktif hale getirerek, çiftçinin emeğinin karşılığını hasat öncesinde öngörebildiği bir sistem inşa etmesinin elzem olduğunu belirten Öztornacı, bunun gelecek nesillerin sağlıklı gıdaya erişim hakkını güvence altına alacağını sözlerine ekledi.

Yorumlar (0)

Henuz yorum yapilmamis. Ilk yorumu siz yapin!