Türkiye'de Eylül ortasında başlayan ve SPK'nın 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar vermesiyle derinleşen fon krizi, uluslararası basının da gündemine oturdu. Yaklaşık 455 binden fazla yatırımcıyı ilgilendiren krizin, yalnızca parasal kayıplarla sınırlı kalmayıp piyasa denetiminin etkinliği, çöküş öncesi manipülasyon iddiaları ve siyasi yansımaları gibi konuları da beraberinde getirdiği belirtiliyor.
Al-Monitor'ün konuya ilişkin analizine göre, tasfiye sürecindeki en büyük zorluklardan biri, bazı fonların düşük işlem hacmine ve halka açıklık oranına sahip şirketlerde önemli pozisyonlar tutması. East Capital portföy danışmanı Emre Akçakmak, bu tür hisselerin değer kaybının hızlı olduğunu ve fonların elinde nakit ve tahvilin yanı sıra satılması zor küçük şirket hisselerinin de bulunduğunu ifade etti. Akçakmak, fonların raporlanan değerlerinin daha önce şişirilmiş olabileceğine de dikkat çekerek, açıklanan varlık değerindeki düşüşün tamamının nakit kaybı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
GlobalSource Partners Türkiye analisti Atilla Yeşilada, daha karamsar bir tablo çizerek, güvendiği iki uzmanın değerlendirmesine dayanarak yatırımcıların bazı sorunlu varlıklardan yatırdıkları paranın dolar başına 20 centini geri alabilmelerinin bile iyimser bir tahmin olabileceğini öne sürdü. Al-Monitor, bu tahminin fonların tamamlanmış bir varlık değerlemesine dayanmadığını ve Yeşilada'nın görüştüğü diğer uzmanların değerlendirmelerinden hareketle dile getirildiğini belirtti.
Krizin siyasi boyutuna ilişkin iddialar da uluslararası basında yer buldu. Al-Monitor, soruşturmanın AK Parti'ye yakın bazı isimleri de gündeme getirdiğini yazdı. Habere göre, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya'nın fonların çöküşünden önce bazı hisselerden içeriden bilgi kullanarak kazanç sağladığı yönündeki iddiaların ardından 27 Eylül'de görevinden istifa ettiği belirtildi. Al-Monitor ayrıca, Türk basınındaki savcılık belgelerine dayandırılan haberlere atıfla, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı'nın mal varlığına 30 Eylül'de kısıtlama getirildiğini ve bu kararın aynı gün kaldırıldığını aktardı. Hayati Yazıcı ise oğlunun ticari faaliyetlerinin hukuka uygun olduğunu savunarak iddiaların araştırılmasını talep etti. Eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci de ortağı olduğu dört şirketin parasının Tera'nın TP2 fonunda kaldığını belirterek, yatırımların kendi bilgisi dışında yapıldığını ve devlet kurumlarının süreçte ihmali bulunduğunu ifade etti.
Krizden önce yapılan manipülasyon uyarıları da Al-Monitor'ün dikkat çektiği önemli noktalardan biriydi. Habere göre, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kasım 2025'te bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını dile getirerek daha güçlü düzenleme ve denetim sözü vermişti. MSCI da Haziran 2026'daki piyasa sınıflandırma incelemesinde, bazı küçük Türk şirketleriyle yakın bağlantılı fonların varlıklarında koordineli işlemler yapılabileceğine ilişkin endişelerini açıklamıştı. SPK'nın kendi kronolojisine göre de kurum, 2025 sonlarında şirketlerin temel göstergeleriyle açıklanamayan fon kaynaklı fiyat hareketleri tespit etti. Bu konu Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesi'nde görüşüldü ve SPK tarafından bir çalışma grubu oluşturuldu. 2026 boyunca çeşitli düzenlemeler yapılmasına rağmen, söz konusu önlemler eylül ayındaki çöküşü engelleyemedi.