Medeni Kanun'un yürürlüğe girişinin 100. yıl dönümünde, kadınların eşitlik mücadelesinin henüz tamamlanmadığı vurgulandı. Aydeniz Alisbah Tuskan, toplumsal cinsiyet eşitliğinin yasalarda yer almasına rağmen pratikte henüz tam olarak yaşama geçirilemediğini belirtti.
Tuskan, kadınların günlük yaşamda erkeklerin müdahalesine maruz kaldığını ve her hareketlerinden sorumlu tutulduklarını ifade etti. Bu durumun erkekler için geçerli olmadığını söyledi. Kadınların siyasette ve karar alma mekanizmalarında daha etkin temsil edilmesi gerektiğinin altını çizen Tuskan, seçme ve seçilme hakkının karar alma süreçlerinde somut bir etkiye dönüşmesinin önemine dikkat çekti.
Kadına yönelik şiddetin temel sorunlardan biri olmaya devam ettiğini ve bu alanda henüz istenen başarıya ulaşılamadığını kaydeden Tuskan, 2025 yılında 294 kadının öldürüldüğünü bildirdi. Kadınların ayrılmak istemeleri, erkeklerin tekliflerini reddetmeleri veya kendi yaşamları hakkında karar vermeleri gibi nedenlerle öldürüldüğünü belirten Tuskan, kadına yönelik şiddetin bir insan hakları ihlali olarak kabul edilmesi gerektiğini vurguladı.
Medeni Kanun'un temel aldığı laik hukuk anlayışının korunmasının kadın hakları açısından kritik önem taşıdığını ifade eden Tuskan, eğitim sistemindeki din odaklı yapılanmaların etkisinin artırılmasına eleştirel yaklaştı. Tuskan, Medeni Kanun'da evlilik yaşının 18 olarak belirlenmesine rağmen, bir yıl içinde yaklaşık 10 bin kız çocuğunun evlendirildiğini ve bunun hem kanuna hem de Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu dile getirdi.