Alman otomotiv devi BMW, yatırımcı güvenini yeniden tesis etmek amacıyla kapsamlı bir yeniden yapılanma planı duyurdu. Plan, yapay zeka teknolojilerinin entegrasyonunu, yönetim kadrolarında küçülmeyi ve iki yeni model lansmanını içeriyor.
Şirket, orta vadede otomotiv faaliyetlerindeki kâr marjını yüzde 3 ila 5 arasına çıkarmayı, 2030'ların başında ise bu oranı yüzde 8 ila 10 seviyesine yükseltmeyi hedefliyor. Bu adımlar, Avrupa otomotiv sektöründeki zayıf talep, Çinli üreticilerin artan rekabeti ve ABD'nin uyguladığı gümrük tarifelerinin yarattığı baskı ortamında atılıyor.
BMW, son dönemde kârlılıkla ilgili uyarılarla gündeme gelmişti. Haziran ayında Çin'deki zayıf performans nedeniyle üç yılı aşkın sürede üçüncü kez kâr uyarısı yapan şirket, Almanya'da yaklaşık 8 bin çalışanı etkilemesi beklenen bir işten çıkarma programı başlattı. Bu gelişme, rakipleri Volkswagen ve Mercedes-Benz'i de maliyet azaltma adımları atmaya yöneltti.
Son bir yılda hisseleri üçte birden fazla değer kaybederek 6 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine gerileyen BMW, toparlanma planını Münih'teki genel merkezinde düzenlenen iki günlük yatırımcı etkinliğinde paylaştı. Şirketin ana otomotiv faaliyetlerindeki mevcut kâr marjı yüzde 2,3 seviyesinde bulunuyor.
2027 ortasına kadar bölümlerin ve yönetim pozisyonlarının sayısını yaklaşık beşte bir oranında azaltmayı planlayan BMW, yapay zekayı daha yalın bir yapıya kavuşmak ve karar alma süreçlerini hızlandırmak için merkezi bir rol üstlenecek şekilde kullanacak. Mayıs ayında CEO'luk görevini devralan Milan Nedeljković, planın otomotiv sektöründeki sert rekabet ortamına karşı BMW'nin konumunu güçlendireceğini belirtti ancak bunun bir maliyet tasarrufu programı olmadığını vurguladı.
BMW, farklı pazarlardaki tüketici eğilimlerine göre ürün stratejisini de güncelliyor. 2028'den itibaren Avrupa'da daha düşük fiyat segmentine yönelik yeni bir elektrikli araç sunmayı planlayan şirket, ABD'de ise daha yüksek gelir grubundaki tüketicilere yönelik yeni bir lüks SUV modelini piyasaya sürecek. Çin'de üretimi yerelleştirmeyi hedefleyen şirket, otonom sürüş ve entegre yazılım gibi alanlarda yerel ortaklarla çalışmayı ve Çin'deki üretim tesislerinden Güneydoğu Asya'ya ihracat yapma ihtimalini değerlendiriyor.
Milan Nedeljković, Çin otomobil pazarındaki değişim hızını öngöremediklerini ve bu nedenle tahminlerinde temkinli davrandıklarını ifade etti. Batılı otomobil üreticileri, dünyanın en büyük otomobil pazarı olan Çin'de yerli markalara yönelen tüketiciler nedeniyle satış baskısı altında bulunuyor.